We use cookies in this website to serve you better.

We use cookies to personalize content and ads, provide social media features, and analyze traffic. We may also share information about your usage of our site with our social media, advertising, and analytics business partners. Our business partners may match this information with other information that you provide to them or that they collect while using their services.

What is the cookie?

Cookies are small text files that web-sites use to make their experience more efficient. According to the GDPR, we can place the cookie absolutely necessary for the operation of this site.If you have an account and do not want to these cookies you should delete account after login. For other types of cookies we need to get permission from you. This site uses different types of cookies. Some cookies are placed by third party services on our pages like google analytics. You should change your cookie settings in their privacy pages because of we can not interfere to those cookies. Your permit is valid for the following areas: web.tv

Gaziantep’te Sedef Kakma Sanatının 40 Yıllık Ustası Mehmet Fıstıkçı ve Oğlu Ali, Geleneği Geleceğe Taşıyor

0 views
Category
Date Added
LanguageTurkish [Türkçe]
Description
Kültür ve Turizm Bakanlığı tescilli sanatçısı Mehmet Fıstıkçı ve oğlu Ali Fıstıkçı, Gaziantep’in dünyaya özgü sanatı olan Sedef Kakma ve Telkâriyi 40 yıllık tecrübe ve yeni nesil vizyonla yaşatıyor. Dünyada yalnızca Gaziantep’te uygulanan bu birleşik teknik, usta-çırak ilişkisinin zayıflaması tehdidi altında olsa da, Fıstıkçı ailesi sanatın geleceği için mücadele ediyor.

Sanata 9 yaşında başlayan ve kırk yıldır mesleğin içinde olan Mehmet Fıstıkçı, bu sanatın tarihsel önemini şöyle anlatıyor:
“Osmanlı döneminde sedef kakma büyük parçalarda, telkâri ise silah ve tabanca gibi küçük savunma sanatı ürünlerinde ayrı ayrı kullanılırdı. Ancak Gaziantep’te bu iki işçilik birleşti. Sedef Kakma ve Telkâri'nin bir arada yapıldığı tek yer dünyada Gaziantep’tir. Bu teknik, yaklaşık 55-60 yıldır Antep’te devam ediyor.”

Fıstıkçı, eserlerinde plastiği tamamen kaldırarak ceviz ağacı ve tatlı su midyesi gibi orijinal malzemeler kullandıklarını vurguluyor.



Sanatı Dünyaya Taşıyan Ustalık

Kültür ve Turizm Bakanlığı tescilli sanatçısı olan Mehmet Fıstıkçı, Çin, Fransa, Umman ve Katar gibi ülkelerde düzenlenen uluslararası fuarlara katılarak hem eserlerini sergiliyor hem de canlı performanslarla Türk sanatını tanıtıyor.

“Avrupa’da el sanatının çok değerli olması nedeniyle eserlerimiz büyük ilgi görüyor. Biz de turistlerin alım gücüne ve taşıma kolaylığına odaklanarak, büyük rahle ve konsol aynalarının yanında; cep aynası, takı kutusu ve tavla gibi küçük ve orta ölçekli tasarımlara yöneldik” diyor.



Yeni Nesil Tehlikede: "4+4+4 Sonrası Çırak Kalmadı"

Sanatın geleceği hakkında endişelerini dile getiren Fıstıkçı, en büyük sorunun kalifiye eleman yetiştirememek olduğunu söylüyor:
“Bizim sektörümüzde olduğu gibi, 4+4+4 eğitim sisteminden sonra çırak tamamıyla bitti. Bu sanat, 3-6 ayda öğrenilecek bir iş değil. 3-4 senesini gönüllü verecek, merak edecek ve sabredecek gençler bulamıyoruz. Yaşlı parmakla sayılacak kadar az usta kaldık. Biz kendi çocuklarımızı yetiştirdik ama altyapıdan eleman gelmiyor.”



Eğitmen ve Pazarlamacı Ali Fıstıkçı

Ali Fıstıkçı ise babasından devraldığı mesleği modern bir vizyonla ileri taşıyor. 7 yaşında başladığı sanatın kendisini özel hissettirdiğini belirten Ali Fıstıkçı, şu anda Gaziantep Olgunlaşma Enstitüsü'nde 8 yıldır eğitmenlik yapıyor.

Ali Fıstıkçı, sanatı sadece üretmekle kalmayıp pazarlama ve tasarımlarla farklı boyutlara taşıdığını vurguluyor:
“Ben bu mesleğin geleceğini tasarımlar ve pazarlamada görüyorum. Ancak mevcut eğitim sistemi yetersiz. 3-4 aylık kurslarla usta olunmaz. Meslek liselerinde en az 4 senelik bir eğitim verilirse bu sanat geleceğe daha güçlü taşınır.”



Kültürel Mirasın Geleceği

Fıstıkçı ailesi, büyük bir emek ve sanat eseri titizliğiyle ürettikleri ürünlerin hak ettiği değeri görmesi için mücadele ederken, Gaziantep’e özgü bu kültürel mirasın korunması için gençlerin sanata ilgi göstermesi gerektiğini vurguluyor.

Gaziantep’in sanat mirası, iki kuşak ustanın emeğiyle hem geçmişten geleceğe taşınıyor hem de dünyaya tanıtılıyor.